• EM Işınımın Atmosfer ile Etkileşimi

    Uzaktan algılamada kullanılan ışınımın Dünya yüzeyine ulaşmadan önce atmosfer boyunca yol alması gerekmektedir. İşte bu aşamada, atmosferdeki parçacıklar ve gazlar gelen ışığı ve ışınımı etkiler. Bu etkiler saçılım ve soğurum olarak gerçekleşir.

    Atmosferdeki gazlar ve parçacıklar, elektromanyetik ışınımı yeniden yönlendirecek şekilde etkiler. Saçılım miktarı ışınımın dalgaboyuna, gaz ve parçacıkların yoğunluğuna, ışınımın atmosfer içinde aldığı yol miktarına bağlıdır.

    Atmosferde üç çeşit saçılım vardır.

    • Rayleigh saçılım
    • Mie saçılım
    • Non-selective saçılı


    Rayleigh Saçılım , parçacıkların , ışınımın dalga boyuna göre çok küçük olduğu zaman gerçekleşir. Nitrojen ve oksijen molekülleri, ufak kum tanecikleri bu saçılıma sebep olmaktadır. Enerjinin kısa dalga boylarında ki saçılımı , uzun dalga boylarındaki ne göre daha fazladır. Bu saçılım daha çok atmosferin en üst kısmında daha fazladır.Gökyüzünün mavi renkte görülmesinin sebebi de budur. Çünkü mavi renk görünür bölgenin en kısa dalga boyunun olduğu kısımdır ve görünür bölgenin diğer kısımlarına göre daha çok saçılıma uğrar. Gündoğumu ve günbatımında güneş ışığı atmosferden geçerken, gün ortasına göre daha fazla yol katetmekte ve uzun dalga boylarında saçılım daha fazla olmaktadır. Bu yüzden gökyüzü görünür bölgenin uzun dalga boyundaki renkte yani kırmızı renkte görülmektedir.

    Mie saçılımı, ışığın dalga boyu ile aynı büyüklükteki parçacıkların etkileşmesinden meydana gelmektedir. Toz, polen, duman ve su buharı mie saçılımın nedenlerindendir. Havanın kapalı olduğu zamanlarda yada atmosferdeki parçackların biraz daha büyük olması durumunda mie saçılımı gözlenmektedir.

    Non-selective saçılma da parçacıklar ışınımın dalga boyundan çok daha büyükse gerçekleşir. Büyük toz parçacıkları ve su damlacıkları bu saçılıma sebep olur. Non-selective olmasının sebebi bütün dalgaboylarında eşit saçılım olmasıdır. Bu saçılım ile sis ve bulutlar bize beyaz görünür. Çünkü kırmızı, mavi ve yeşil dalgaboylarında eşit saçılım gerçekleşmektedir.

    Soğurma, saçılmanın aksine atmosfer içindeki moleküllerin farklı dalga boylarındaki enerjiyi yutma olayıdır.Ozon , karbondioksit ve su buharı temel soğurma bileşenleridir.

    • Ozon: Güneşin daha çok canlılar için zararlı olan ultraviole ışınları soğurma görevi üstlenir. Bu koruma olmadan cildimiz Güneş ışığına maruz kalır ve yanıklar oluşur.
    • Karbondioksit:Daha çok spektrumun uzak kızılötesi yani ısıl etki kısmının soğurulmasına yönelik davranır. Sera gibi bir etkisi vardır ve bu yüzden Greenhouse gazı olarak da bilinir.
    • Su Buharı:Spektrumun uzak kızılötesi ve yakın mikrodalga ışınımlarını ( 22 mikrometre - 1 metre ) soğurur. Atmosferin alçak kısımlarında su buharı miktarı bölgeden bölgeye veya yılın zamanlarına göre değişiklik gösterir.

    Gazlar spektrumun belirli bölgelerindeki elektromanyetik enerjiyi daha fazla soğururlar. Uzaktan algılama da, amacına göre en uygun dalga boyundaki elektromanyetik enerjiyi seçeriz.Atmosferik soğurmadan fazla etkilenmeyen bölgeler, uzaktan algılama algılayıcıları için kullanılır ve bu da atmosferik pencere olarak adlandırılır. Enerji ve ışınım kaynaklarının (Güneş ve Dünya) karakteristikleri ile bize ulaşan dalgaboylarını karşılaştırarak uzaktan algılama için en etkin dalga boylarını tanımlayabiliriz.

    Yandaki grafikten de, spektrumun görünür bölgesinin hem atmosferik pencere ye en uygun, hemde güneşin en yüksek enerji seviyesine sahip alan olduğu görülebilmektedir.

    Cumartesi, Ocak 3rd, 2009 at 15:00
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yaz

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsin: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>
Yukarı çık